estar como una cabra
kelimesi kelimesine: keçi gibi olmak
delirmiş olmak, kafayı yemiş olmak
🇹🇷 Türkçesi: keçileri kaçırmak
¡Tu primo está como una cabra! Se bañó en el mar en enero.
Kuzenin keçileri kaçırmış! Ocak ayında denize girdi.
Bir dili gerçekten konuşmak, deyimlerini bilmekle başlar. 100 deyim ve atasözü — kelimesi kelimesine çevirisi, gerçek anlamı ve çoğunda Türkçedeki birebir karşılığıyla. Göreceksiniz: iki dil bazen şaşırtıcı derecede benzer düşünüyor.
kelimesi kelimesine: keçi gibi olmak
delirmiş olmak, kafayı yemiş olmak
🇹🇷 Türkçesi: keçileri kaçırmak
¡Tu primo está como una cabra! Se bañó en el mar en enero.
Kuzenin keçileri kaçırmış! Ocak ayında denize girdi.
kelimesi kelimesine: tavuk olmak
korkak olmak
🇹🇷 Türkçesi: tavuk yürekli olmak
No seas gallina, ¡salta a la piscina!
Korkak olma, atla havuza!
kelimesi kelimesine: kedide üç ayak aramak
olmayan sorun yaratmak, işi yokuşa sürmek
🇹🇷 Türkçesi: pireyi deve yapmak
No busques tres pies al gato; la respuesta es sencilla.
İşi yokuşa sürme; cevap çok basit.
kelimesi kelimesine: köpekle kedi gibi geçinmek
sürekli kavga etmek
🇹🇷 Türkçesi: kedi köpek gibi olmak
Mis hermanos se llevan como el perro y el gato.
Kardeşlerim kedi köpek gibiler.
kelimesi kelimesine: kara koyun olmak
ailenin/grubun uyumsuz üyesi olmak
🇹🇷 Türkçesi: yüz karası (ama daha yumuşak)
Soy la oveja negra de la familia: el único sin corbata.
Ailenin kara koyunu benim: kravatsız tek kişi.
kelimesi kelimesine: bir atışta iki kuş öldürmek
tek hamlede iki iş halletmek
🇹🇷 Türkçesi: bir taşla iki kuş vurmak
Si estudias con música española, matas dos pájaros de un tiro.
İspanyolca müzikle çalışırsan bir taşla iki kuş vurursun.
kelimesi kelimesine: hediye ata dişine bakma
hediyenin kusuru aranmaz
🇹🇷 Türkçesi: üzümünü ye bağını sorma / hediye atın dişine bakılmaz
No te quejes del regalo: a caballo regalado no le mires el diente.
Hediyeden şikâyet etme: hediye atın dişine bakılmaz.
kelimesi kelimesine: balık hafızalı olmak
çok unutkan olmak
🇹🇷 Türkçesi: balık hafızalı olmak
Tengo memoria de pez: olvidé tu cumpleaños otra vez.
Balık hafızalıyım: doğum gününü yine unuttum.
kelimesi kelimesine: yenmiş ekmek olmak
çok kolay olmak
🇹🇷 Türkçesi: çocuk oyuncağı olmak
El examen fue pan comido.
Sınav çocuk oyuncağıydı.
kelimesi kelimesine: salatalık kadar önemsemek
hiç umursamamak
🇹🇷 Türkçesi: umurunda olmamak / zerre takmamak
Me importa un pepino lo que digan.
Ne dedikleri zerre umurumda değil.
kelimesi kelimesine: kötü sütte olmak
çok aksi, sinirli olmak
🇹🇷 Türkçesi: burnundan solumak
Hoy el jefe está de mala leche; mejor no le preguntes nada.
Bugün patron burnundan soluyor; hiçbir şey sormasan iyi olur.
kelimesi kelimesine: birine balkabağı vermek
birini (aşkta) reddetmek
Le pedí una cita y me dio calabazas.
Ona çıkma teklif ettim, beni reddetti.
kelimesi kelimesine: domates gibi olmak
utançtan kıpkırmızı olmak
🇹🇷 Türkçesi: kıpkırmızı kesilmek
Cuando la profesora lo elogió, se puso como un tomate.
Öğretmen onu övünce kıpkırmızı kesildi.
kelimesi kelimesine: armut yılından olmak
çok eski, modası geçmiş olmak
🇹🇷 Türkçesi: Nuh nebiden kalma
Ese móvil es del año de la pera.
O telefon Nuh nebiden kalma.
kelimesi kelimesine: karaağaçtan armut istemek
imkânsızı istemek
🇹🇷 Türkçesi: olmayacak duaya amin demek
Esperar que llegue puntual es pedir peras al olmo.
Onun vaktinde gelmesini beklemek olmayacak duaya amin demek.
kelimesi kelimesine: çorbanın içinde bile olmak
her yerde karşına çıkmak
Ese cantante está hasta en la sopa: tele, radio, anuncios...
O şarkıcı her yerde: televizyon, radyo, reklamlar...
kelimesi kelimesine: yüzdeki bir göze mal olmak
çok pahalı olmak
🇹🇷 Türkçesi: ateş pahası olmak
Este abrigo me costó un ojo de la cara.
Bu palto bana ateş pahasına mal oldu.
kelimesi kelimesine: dilinde tüy olmamak
lafını esirgememek, dobra olmak
🇹🇷 Türkçesi: kalender / lafını sakınmamak
Mi abuela no tiene pelos en la lengua: siempre dice la verdad.
Büyükannem lafını hiç sakınmaz: her zaman doğruyu söyler.
kelimesi kelimesine: birinin saçını almak
biriyle dalga geçmek, kandırmak
🇹🇷 Türkçesi: işletmek
¿Un examen el domingo? ¡Me estás tomando el pelo!
Pazar günü sınav mı? Beni işletiyorsun!
kelimesi kelimesine: pençeyi sokmak
gaf yapmak, pot kırmak
🇹🇷 Türkçesi: pot kırmak / baltayı taşa vurmak
Metí la pata: le pregunté por su ex delante de su novia.
Pot kırdım: sevgilisinin yanında eski sevgilisini sordum.
kelimesi kelimesine: burunlara kadar dolu olmak
bıkmak, gına gelmek
🇹🇷 Türkçesi: burnundan gelmek / gına gelmek
Estoy hasta las narices del tráfico de esta ciudad.
Bu şehrin trafiğinden gına geldi.
kelimesi kelimesine: harfin dibinde yapmak
harfiyen uygulamak
🇹🇷 Türkçesi: harfi harfine yapmak
Siguió la receta al pie de la letra y salió perfecta.
Tarifi harfi harfine uyguladı ve mükemmel oldu.
kelimesi kelimesine: bir el atmak
yardım etmek
🇹🇷 Türkçesi: el atmak / elinden tutmak
¿Me echas una mano con la mudanza?
Taşınmada bana el atar mısın?
kelimesi kelimesine: bacağı salıvermiş uyumak
deliksiz, mışıl mışıl uyumak
🇹🇷 Türkçesi: kütük gibi uyumak
Después del viaje dormí a pierna suelta diez horas.
Yolculuktan sonra on saat kütük gibi uyudum.
kelimesi kelimesine: kırmızıya dönmek
utanmak, kızarmak
🇹🇷 Türkçesi: yüzü kızarmak
Se puso rojo cuando todos lo miraron.
Herkes ona bakınca yüzü kızardı.
kelimesi kelimesine: her şeyi pembe renkte görmek
aşırı iyimser olmak
🇹🇷 Türkçesi: pembe gözlükle bakmak
Está enamorada y lo ve todo de color de rosa.
Âşık; her şeye pembe gözlükle bakıyor.
kelimesi kelimesine: beyazda kalmak
aklı durmak, hiçbir şey hatırlayamamak
🇹🇷 Türkçesi: kafası boşalmak / dili tutulmak
En el examen me quedé en blanco.
Sınavda kafam bomboş oldu.
kelimesi kelimesine: mavi prens
hayallerdeki erkek
🇹🇷 Türkçesi: beyaz atlı prens
Sigue esperando a su príncipe azul.
Hâlâ beyaz atlı prensini bekliyor.
kelimesi kelimesine: bulutlarda olmak
dalgın olmak, aklı başka yerde olmak
🇹🇷 Türkçesi: aklı bir karış havada olmak
¡Presta atención! Siempre estás en las nubes.
Dikkat et! Aklın hep bir karış havada.
kelimesi kelimesine: testilerle yağmak
bardaktan boşanırcasına yağmak
🇹🇷 Türkçesi: bardaktan boşanırcasına yağmak
No salgas ahora: está lloviendo a cántaros.
Şimdi çıkma: bardaktan boşanırcasına yağıyor.
kelimesi kelimesine: ayı istemek
imkânsız şeyler istemek
🇹🇷 Türkçesi: gökten yıldız istemek
Quiere un piso céntrico, barato y con vistas: pide la luna.
Merkezi, ucuz ve manzaralı daire istiyor: gökten yıldız istiyor.
kelimesi kelimesine: güneş olmak
çok iyi/tatlı biri olmak
🇹🇷 Türkçesi: melek gibi olmak
Gracias por ayudarme, ¡eres un sol!
Yardımın için sağ ol, meleksin!
kelimesi kelimesine: hiçbir şey olmuyor
sorun değil, boş ver
🇹🇷 Türkçesi: sorun yok / boş ver
—Perdona el retraso. —No pasa nada.
—Geciktiğim için özür dilerim. —Sorun değil.
kelimesi kelimesine: çiviye vurmak
tam isabet ettirmek
🇹🇷 Türkçesi: tam üstüne basmak / on ikiden vurmak
Con ese regalo diste en el clavo.
O hediyeyle tam on ikiden vurdun.
kelimesi kelimesine: kılıç ile duvar arasında olmak
iki zor seçenek arasında sıkışmak
🇹🇷 Türkçesi: iki arada bir derede kalmak
Estoy entre la espada y la pared: mi jefe o mi familia.
İki arada bir deredeyim: patronum ya da ailem.
kelimesi kelimesine: zamanı öldürmek
vakit geçirmek
🇹🇷 Türkçesi: zaman öldürmek
Jugaba con el móvil para matar el tiempo.
Zaman öldürmek için telefonla oynuyordum.
kelimesi kelimesine: hangi sopadansa öyle kıymık
çocuk ebeveynine çeker
🇹🇷 Türkçesi: armut dibine düşer
Su hijo también es músico: de tal palo, tal astilla.
Oğlu da müzisyen: armut dibine düşer.
kelimesi kelimesine: geç, hiç yoktan iyidir
geç kalmak hiç yapmamaktan iyidir
🇹🇷 Türkçesi: geç olsun güç olmasın
Por fin aprendiste a nadar: más vale tarde que nunca.
Sonunda yüzmeyi öğrendin: geç olsun güç olmasın.
kelimesi kelimesine: Roma kralından bahsederken
lafı geçen kişi çıkagelince söylenir
🇹🇷 Türkçesi: iyi insan lafının üstüne gelirmiş
Hablando del rey de Roma... ¡mira quién llega!
İyi insan lafının üstüne gelirmiş... bak kim geldi!
kelimesi kelimesine: evi pencereden atmak
har vurup harman savurmak, masraftan kaçınmamak
🇹🇷 Türkçesi: har vurup harman savurmak
En la boda tiraron la casa por la ventana.
Düğünde har vurup harman savurdular.
kelimesi kelimesine: kemeri sıkmak
masrafları kısmak, tasarruf etmek
🇹🇷 Türkçesi: kemer sıkmak
Este mes hay que apretarse el cinturón: gastamos demasiado.
Bu ay kemerleri sıkmak lazım: çok harcadık.
kelimesi kelimesine: beyazsız (parasız) olmak
hiç parası olmamak
🇹🇷 Türkçesi: beş parasız olmak / meteliğe kurşun atmak
No puedo ir al cine, estoy sin blanca hasta el viernes.
Sinemaya gelemem, cumaya kadar beş parasızım.
kelimesi kelimesine: kaplanmış (astarlanmış) olmak
çok zengin olmak
🇹🇷 Türkçesi: para babası olmak / para içinde yüzmek
Su tío está forrado: tiene tres casas en la playa.
Amcası para içinde yüzüyor: sahilde üç evi var.
kelimesi kelimesine: bir böbreğe mal olmak
çok pahalı olmak
🇹🇷 Türkçesi: ateş pahası olmak
La reparación del coche me costó un riñón.
Arabanın tamiri bana ateş pahasına mal oldu.
kelimesi kelimesine: eşek gibi çalışmak
çok yorucu şekilde, durmadan çalışmak
🇹🇷 Türkçesi: eşek gibi çalışmak
Trabajó como un burro todo el verano para pagarse los estudios.
Okul masraflarını ödemek için bütün yaz eşek gibi çalıştı.
kelimesi kelimesine: ekmeğini kazanmak
geçimini sağlamak için çalışmak
🇹🇷 Türkçesi: ekmek parası kazanmak / ekmeğini taştan çıkarmak
Se gana el pan vendiendo fruta en el mercado.
Ekmek parasını pazarda meyve satarak kazanıyor.
kelimesi kelimesine: suya sopa vurmamak
hiç çalışmamak, tembellik etmek
🇹🇷 Türkçesi: kılını kıpırdatmamak
Su hermano no da palo al agua: se pasa el día en el sofá.
Kardeşi kılını kıpırdatmıyor: bütün gün koltukta yatıyor.
kelimesi kelimesine: parayı atmak
parayı boşa harcamak
🇹🇷 Türkçesi: parayı sokağa atmak
Comprar esa marca tan cara es tirar el dinero.
O kadar pahalı markayı almak parayı sokağa atmaktır.
kelimesi kelimesine: ağustosunu yapmak
kısa sürede iyi para kazanmak, fırsatı değerlendirmek
🇹🇷 Türkçesi: voliyi vurmak / köşeyi dönmek
Con la ola de calor, las heladerías hicieron su agosto.
Sıcak hava dalgasıyla dondurmacılar voliyi vurdu.
kelimesi kelimesine: dolara binmiş olmak
maddi durumu çok iyi olmak
🇹🇷 Türkçesi: köşeyi dönmüş olmak
Desde que vendió su empresa, está montado en el dólar.
Şirketini sattığından beri köşeyi dönmüş durumda.
kelimesi kelimesine: zaman altındır
zaman çok değerlidir, boşa harcanmamalı
🇹🇷 Türkçesi: vakit nakittir
No lo pienses más y decide: el tiempo es oro.
Daha fazla düşünme ve karar ver: vakit nakittir.
kelimesi kelimesine: bir göz açıp kapamada
çok kısa sürede, aniden
🇹🇷 Türkçesi: göz açıp kapayıncaya kadar
El mago desapareció en un abrir y cerrar de ojos.
Sihirbaz göz açıp kapayıncaya kadar kayboldu.
kelimesi kelimesine: geceden sabaha
bir anda, çok kısa sürede (değişmek)
🇹🇷 Türkçesi: bir gecede / birdenbire
Se hizo famoso de la noche a la mañana con un solo vídeo.
Tek bir videoyla bir gecede ünlü oldu.
kelimesi kelimesine: erken kalkana Tanrı yardım eder
erken davranan avantaj elde eder
🇹🇷 Türkçesi: erken kalkan yol alır
Salí a las seis y encontré sitio: a quien madruga, Dios le ayuda.
Altıda çıktım ve yer buldum: erken kalkan yol alır.
kelimesi kelimesine: bugün yapabileceğini yarına bırakma
işleri ertelememek gerekir
🇹🇷 Türkçesi: bugünün işini yarına bırakma
Termina el informe ahora: no dejes para mañana lo que puedas hacer hoy.
Raporu şimdi bitir: bugünün işini yarına bırakma.
kelimesi kelimesine: her iki de üçte
çok sık, ikide bir
🇹🇷 Türkçesi: ikide bir
El ascensor se estropea cada dos por tres.
Asansör ikide bir bozuluyor.
kelimesi kelimesine: güneşten güneşe
sabahtan akşama kadar, gün boyu
🇹🇷 Türkçesi: sabahtan akşama kadar
En la cosecha trabajan de sol a sol.
Hasat zamanı sabahtan akşama kadar çalışıyorlar.
kelimesi kelimesine: son saatte
son anda, en geç vakitte
🇹🇷 Türkçesi: son dakikada
Siempre estudia a última hora, la noche antes del examen.
Hep son dakikada, sınavdan önceki gece çalışıyor.
kelimesi kelimesine: zamandan zamana
ara sıra, bazen
🇹🇷 Türkçesi: arada sırada
De vez en cuando cenamos fuera para celebrar algo.
Arada sırada bir şeyi kutlamak için dışarıda yemek yiyoruz.
kelimesi kelimesine: yeni yıl, yeni hayat
yeni bir dönem yeni başlangıçlar getirir
🇹🇷 Türkçesi: yeni yıl, yeni hayat
Dejaré de fumar en enero: año nuevo, vida nueva.
Ocakta sigarayı bırakacağım: yeni yıl, yeni hayat.
kelimesi kelimesine: taneye gitmek
lafı dolandırmadan asıl konuya girmek
🇹🇷 Türkçesi: sadede gelmek
No tenemos mucho tiempo, así que ve al grano.
Fazla vaktimiz yok, o yüzden sadede gel.
kelimesi kelimesine: dirseklerden konuşmak
çok fazla konuşmak
🇹🇷 Türkçesi: çenesi düşük olmak
Mi vecina habla por los codos: media hora para contar una cosa.
Komşumun çenesi çok düşük: bir şeyi anlatması yarım saat sürüyor.
kelimesi kelimesine: dallara gitmek
konudan sapmak, lafı uzatmak
🇹🇷 Türkçesi: lafı dolandırmak
Responde a la pregunta y no te vayas por las ramas.
Soruya cevap ver, lafı dolandırma.
kelimesi kelimesine: tamamen kulak olmak
dikkatle dinlemeye hazır olmak
🇹🇷 Türkçesi: kulak kesilmek
Cuéntame lo que pasó, soy todo oídos.
Olanları anlat, kulak kesildim.
kelimesi kelimesine: duvarların kulağı var
gizli konuşmaların duyulabileceği uyarısı
🇹🇷 Türkçesi: yerin kulağı var
Habla más bajo, que las paredes oyen.
Daha alçak sesle konuş, yerin kulağı var.
kelimesi kelimesine: herkesin ağzında olmak
herkes tarafından konuşulmak
🇹🇷 Türkçesi: dillere düşmek / dilden dile dolaşmak
Después del escándalo, el actor está en boca de todos.
Skandaldan sonra aktör dillere düştü.
kelimesi kelimesine: ateşe odun atmak
tartışmayı daha da alevlendirmek
🇹🇷 Türkçesi: ateşe körükle gitmek
No eches leña al fuego; ya están bastante enfadados.
Ateşe körükle gitme; zaten yeterince kızgınlar.
kelimesi kelimesine: teneke vermek
sürekli konuşup rahatsız etmek, başının etini yemek
🇹🇷 Türkçesi: kafa ütülemek / başının etini yemek
Los niños llevan toda la tarde dando la lata con el parque.
Çocuklar bütün öğleden sonra park diye kafa ütülüyor.
kelimesi kelimesine: bir şeyi küçük ağızla söylemek
isteksizce, inanmadan söylemek
🇹🇷 Türkçesi: ağzının ucuyla söylemek
Me felicitó, pero con la boca pequeña.
Beni tebrik etti ama ağzının ucuyla.
kelimesi kelimesine: aptalca sözlere sağır kulaklar
saçma eleştirilere aldırış etmemek gerekir
🇹🇷 Türkçesi: it ürür kervan yürür
No le hagas caso a sus críticas: a palabras necias, oídos sordos.
Eleştirilerini takma: it ürür kervan yürür.
kelimesi kelimesine: tırnak ve et olmak
çok yakın, ayrılmaz olmak
🇹🇷 Türkçesi: etle tırnak gibi olmak
Marta y Lucía son uña y carne desde el colegio.
Marta ile Lucía okuldan beri etle tırnak gibiler.
kelimesi kelimesine: yarım portakal
hayat arkadaşı, ruh eşi
🇹🇷 Türkçesi: öteki yarısı / ruh eşi
Después de tantos años, por fin encontró a su media naranja.
Bunca yıldan sonra sonunda ruh eşini buldu.
kelimesi kelimesine: ilk bakışta aşk
ilk karşılaşmada âşık olmak
🇹🇷 Türkçesi: ilk görüşte aşk
Lo suyo fue amor a primera vista en aquella fiesta.
Onlarınki o partide ilk görüşte aşktı.
kelimesi kelimesine: birinden içeri süzülmüş olmak
birine sırılsıklam âşık olmak
🇹🇷 Türkçesi: abayı yakmak
Está colado por su compañera de clase, pero no se atreve a hablarle.
Sınıf arkadaşına abayı yakmış ama onunla konuşmaya cesaret edemiyor.
kelimesi kelimesine: ok darbesi almak
aniden âşık olmak
🇹🇷 Türkçesi: yıldırım aşkına tutulmak
Tuvieron un flechazo y a los seis meses se casaron.
Yıldırım aşkına tutuldular ve altı ay sonra evlendiler.
kelimesi kelimesine: elini istemek
evlenme teklif etmek
🇹🇷 Türkçesi: kız istemek / elini istemek
Este fin de semana va a pedir la mano de su novia.
Bu hafta sonu sevgilisini istemeye gidecek.
kelimesi kelimesine: boynuz takmak
eşini/sevgilisini aldatmak
🇹🇷 Türkçesi: boynuzlamak
Rompieron porque él le puso los cuernos.
Erkek onu aldattığı için ayrıldılar.
kelimesi kelimesine: kalbi kırmak
birini aşk acısıyla derinden üzmek
🇹🇷 Türkçesi: kalbini kırmak / kalbini paramparça etmek
Cuando se fue sin despedirse, le rompió el corazón.
Veda etmeden gidince onun kalbini paramparça etti.
kelimesi kelimesine: aşk kördür
âşık olan kusurları görmez
🇹🇷 Türkçesi: aşkın gözü kördür
No entiendo qué ve en él, pero el amor es ciego.
Onda ne buluyor anlamıyorum ama aşkın gözü kördür.
kelimesi kelimesine: görmeyen gözler, hissetmeyen kalp
insan görmediği şeye üzülmez
🇹🇷 Türkçesi: gözden ırak olan gönülden de ırak olur
Desde que se mudó ya no piensa en ella: ojos que no ven, corazón que no siente.
Taşındığından beri onu düşünmüyor: gözden ırak olan gönülden de ırak olur.
kelimesi kelimesine: eldeki kuş, uçan yüz kuştan iyidir
eldekiyle yetinmek belirsiz büyük hayallerden iyidir
🇹🇷 Türkçesi: eldeki serçe damdaki güvercinden iyidir
Acepta esa oferta de trabajo: más vale pájaro en mano que ciento volando.
O iş teklifini kabul et: eldeki serçe damdaki güvercinden iyidir.
kelimesi kelimesine: parlayan her şey altın değildir
görünüş aldatıcı olabilir
🇹🇷 Türkçesi: parlayan her şey altın değildir
Ese trabajo parece perfecto, pero no es oro todo lo que reluce.
O iş mükemmel görünüyor ama parlayan her şey altın değildir.
kelimesi kelimesine: kapalı ağza sinek girmez
susmak insanı beladan korur
🇹🇷 Türkçesi: söz gümüşse sükût altındır
Prefiero no opinar: en boca cerrada no entran moscas.
Fikir belirtmemeyi tercih ederim: söz gümüşse sükût altındır.
kelimesi kelimesine: çok kucaklayan az sıkar
aynı anda çok iş üstlenen hiçbirini iyi yapamaz
🇹🇷 Türkçesi: bir koltuğa iki karpuz sığmaz
Estudia dos carreras y trabaja: quien mucho abarca, poco aprieta.
İki bölüm okuyup bir de çalışıyor: bir koltuğa iki karpuz sığmaz.
kelimesi kelimesine: havlayan köpek az ısırır
çok tehdit savuran genelde zarar vermez
🇹🇷 Türkçesi: havlayan köpek ısırmaz
No le tengas miedo al jefe: perro ladrador, poco mordedor.
Patrondan korkma: havlayan köpek ısırmaz.
kelimesi kelimesine: göze göz, dişe diş
kötülüğe aynı şekilde karşılık vermek
🇹🇷 Türkçesi: göze göz, dişe diş
Le contestó con la misma dureza: ojo por ojo, diente por diente.
Ona aynı sertlikle cevap verdi: göze göz, dişe diş.
kelimesi kelimesine: bana kiminle gezdiğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim
insan arkadaşlarından tanınır
🇹🇷 Türkçesi: bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim
Sus amigos son muy trabajadores; dime con quién andas y te diré quién eres.
Arkadaşları çok çalışkan; bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.
kelimesi kelimesine: pratik ustayı yapar
bir iş tekrarlandıkça ustalaşılır
🇹🇷 Türkçesi: işleyen demir ışıldar
Sigue tocando el piano cada día: la práctica hace al maestro.
Her gün piyano çalmaya devam et: işleyen demir ışıldar.
kelimesi kelimesine: istemek yapabilmektir
gerçekten isteyen başarır
🇹🇷 Türkçesi: istemek başarmanın yarısıdır
Aprendió español en un año: querer es poder.
Bir yılda İspanyolca öğrendi: istemek başarmanın yarısıdır.
kelimesi kelimesine: bilgi yer kaplamaz
öğrenmenin zararı olmaz, her bilgi işe yarar
🇹🇷 Türkçesi: bilgi yük olmaz
Apúntate también al curso de francés: el saber no ocupa lugar.
Fransızca kursuna da yazıl: bilgi yük olmaz.
kelimesi kelimesine: tahtaya dokunmak
kötü şansı uzaklaştırmak için söylenir
🇹🇷 Türkçesi: tahtaya vurmak
Nunca he tenido un accidente, ¡toco madera!
Hiç kaza yapmadım, tahtaya vurayım!
kelimesi kelimesine: kötü pençeye sahip olmak
şanssız olmak
🇹🇷 Türkçesi: şansı yaver gitmemek / talihsiz olmak
Qué mala pata: llegué a la estación y el tren acababa de salir.
Ne şanssızlık: istasyona vardım, tren daha yeni kalkmıştı.
kelimesi kelimesine: parmakları çaprazlamak
şans dilemek, iyi sonuç ummak
🇹🇷 Türkçesi: dua etmek / şans dilemek
Mañana tengo la entrevista; cruza los dedos por mí.
Yarın mülakatım var; benim için şans dile.
kelimesi kelimesine: yıldızla doğmak
doğuştan şanslı olmak
🇹🇷 Türkçesi: şanslı yıldızı olmak / dört ayak üstüne düşmek
Todo le sale bien; ese chico nació con estrella.
Her işi rast gidiyor; o çocuğun şanslı yıldızı var.
kelimesi kelimesine: iyilik getirmeyen kötülük yoktur
her olumsuzluğun olumlu bir yanı vardır
🇹🇷 Türkçesi: her işte bir hayır vardır
Perdí ese trabajo, pero encontré uno mejor: no hay mal que por bien no venga.
O işi kaybettim ama daha iyisini buldum: her işte bir hayır vardır.
kelimesi kelimesine: şans atılmıştır
artık geri dönüş yok, sonuç kaderin elinde
🇹🇷 Türkçesi: ok yaydan çıktı
Ya entregué el examen; la suerte está echada.
Sınavı teslim ettim; ok yaydan çıktı.
kelimesi kelimesine: birine piyango dokunmak
büyük bir şans yakalamak
🇹🇷 Türkçesi: piyango vurmak / başına talih kuşu konmak
Con ese piso tan barato, te ha tocado la lotería.
O kadar ucuz bir daireyle başına talih kuşu kondu.
kelimesi kelimesine: uğursuz olmak
sürekli kötü şans getirmek
🇹🇷 Türkçesi: ayağı uğursuz olmak
Cada vez que viene, se estropea algo: es un gafe.
Ne zaman gelse bir şey bozuluyor: ayağı uğursuz.
kelimesi kelimesine: yapılmış olana, göğüs
olan olmuştur, sonuçlarına katlanmak gerekir
🇹🇷 Türkçesi: olan oldu, geçmişe mazi derler
Ya no puedes cambiar tu decisión: a lo hecho, pecho.
Kararını artık değiştiremezsin: olan oldu, sonucuna katlanacaksın.
kelimesi kelimesine: kurşunun dipçikten çıkması
planın tam tersi sonuç vermesi
🇹🇷 Türkçesi: ters tepmek
Quiso darle celos, pero le salió el tiro por la culata.
Onu kıskandırmak istedi ama plan ters tepti.
© 2026 Hola Türkçe — Tüm hakları saklıdır. Bu sayfadaki ders anlatımı, örnek cümleler, çeviriler ve sorular özgün eserdir; 5846 sayılı FSEK ile korunmaktadır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması veya başka mecralarda yayımlanması yasaktır ve tespit edildiğinde hukuki/cezai yollara başvurulur. Telif hakkı bildirimi →