¡H!Hola Türkçe
🔍

İspanyolca Deyimler ve Atasözleri

Bir dili gerçekten konuşmak, deyimlerini bilmekle başlar. 100 deyim ve atasözü — kelimesi kelimesine çevirisi, gerçek anlamı ve çoğunda Türkçedeki birebir karşılığıyla. Göreceksiniz: iki dil bazen şaşırtıcı derecede benzer düşünüyor.

🐾 Hayvanlarla İlgili Deyimler

estar como una cabra

kelimesi kelimesine: keçi gibi olmak

delirmiş olmak, kafayı yemiş olmak

🇹🇷 Türkçesi: keçileri kaçırmak

¡Tu primo está como una cabra! Se bañó en el mar en enero.

Kuzenin keçileri kaçırmış! Ocak ayında denize girdi.

ser un gallina

kelimesi kelimesine: tavuk olmak

korkak olmak

🇹🇷 Türkçesi: tavuk yürekli olmak

No seas gallina, ¡salta a la piscina!

Korkak olma, atla havuza!

buscar tres pies al gato

kelimesi kelimesine: kedide üç ayak aramak

olmayan sorun yaratmak, işi yokuşa sürmek

🇹🇷 Türkçesi: pireyi deve yapmak

No busques tres pies al gato; la respuesta es sencilla.

İşi yokuşa sürme; cevap çok basit.

llevarse como el perro y el gato

kelimesi kelimesine: köpekle kedi gibi geçinmek

sürekli kavga etmek

🇹🇷 Türkçesi: kedi köpek gibi olmak

Mis hermanos se llevan como el perro y el gato.

Kardeşlerim kedi köpek gibiler.

ser la oveja negra

kelimesi kelimesine: kara koyun olmak

ailenin/grubun uyumsuz üyesi olmak

🇹🇷 Türkçesi: yüz karası (ama daha yumuşak)

Soy la oveja negra de la familia: el único sin corbata.

Ailenin kara koyunu benim: kravatsız tek kişi.

matar dos pájaros de un tiro

kelimesi kelimesine: bir atışta iki kuş öldürmek

tek hamlede iki iş halletmek

🇹🇷 Türkçesi: bir taşla iki kuş vurmak

Si estudias con música española, matas dos pájaros de un tiro.

İspanyolca müzikle çalışırsan bir taşla iki kuş vurursun.

a caballo regalado no le mires el diente

kelimesi kelimesine: hediye ata dişine bakma

hediyenin kusuru aranmaz

🇹🇷 Türkçesi: üzümünü ye bağını sorma / hediye atın dişine bakılmaz

No te quejes del regalo: a caballo regalado no le mires el diente.

Hediyeden şikâyet etme: hediye atın dişine bakılmaz.

tener memoria de pez

kelimesi kelimesine: balık hafızalı olmak

çok unutkan olmak

🇹🇷 Türkçesi: balık hafızalı olmak

Tengo memoria de pez: olvidé tu cumpleaños otra vez.

Balık hafızalıyım: doğum gününü yine unuttum.

🥖 Yemekle İlgili Deyimler

ser pan comido

kelimesi kelimesine: yenmiş ekmek olmak

çok kolay olmak

🇹🇷 Türkçesi: çocuk oyuncağı olmak

El examen fue pan comido.

Sınav çocuk oyuncağıydı.

importar un pepino

kelimesi kelimesine: salatalık kadar önemsemek

hiç umursamamak

🇹🇷 Türkçesi: umurunda olmamak / zerre takmamak

Me importa un pepino lo que digan.

Ne dedikleri zerre umurumda değil.

estar de mala leche

kelimesi kelimesine: kötü sütte olmak

çok aksi, sinirli olmak

🇹🇷 Türkçesi: burnundan solumak

Hoy el jefe está de mala leche; mejor no le preguntes nada.

Bugün patron burnundan soluyor; hiçbir şey sormasan iyi olur.

dar calabazas a alguien

kelimesi kelimesine: birine balkabağı vermek

birini (aşkta) reddetmek

Le pedí una cita y me dio calabazas.

Ona çıkma teklif ettim, beni reddetti.

ponerse como un tomate

kelimesi kelimesine: domates gibi olmak

utançtan kıpkırmızı olmak

🇹🇷 Türkçesi: kıpkırmızı kesilmek

Cuando la profesora lo elogió, se puso como un tomate.

Öğretmen onu övünce kıpkırmızı kesildi.

ser del año de la pera

kelimesi kelimesine: armut yılından olmak

çok eski, modası geçmiş olmak

🇹🇷 Türkçesi: Nuh nebiden kalma

Ese móvil es del año de la pera.

O telefon Nuh nebiden kalma.

pedir peras al olmo

kelimesi kelimesine: karaağaçtan armut istemek

imkânsızı istemek

🇹🇷 Türkçesi: olmayacak duaya amin demek

Esperar que llegue puntual es pedir peras al olmo.

Onun vaktinde gelmesini beklemek olmayacak duaya amin demek.

estar hasta en la sopa

kelimesi kelimesine: çorbanın içinde bile olmak

her yerde karşına çıkmak

Ese cantante está hasta en la sopa: tele, radio, anuncios...

O şarkıcı her yerde: televizyon, radyo, reklamlar...

💪 Vücutla İlgili Deyimler

costar un ojo de la cara

kelimesi kelimesine: yüzdeki bir göze mal olmak

çok pahalı olmak

🇹🇷 Türkçesi: ateş pahası olmak

Este abrigo me costó un ojo de la cara.

Bu palto bana ateş pahasına mal oldu.

no tener pelos en la lengua

kelimesi kelimesine: dilinde tüy olmamak

lafını esirgememek, dobra olmak

🇹🇷 Türkçesi: kalender / lafını sakınmamak

Mi abuela no tiene pelos en la lengua: siempre dice la verdad.

Büyükannem lafını hiç sakınmaz: her zaman doğruyu söyler.

tomar el pelo a alguien

kelimesi kelimesine: birinin saçını almak

biriyle dalga geçmek, kandırmak

🇹🇷 Türkçesi: işletmek

¿Un examen el domingo? ¡Me estás tomando el pelo!

Pazar günü sınav mı? Beni işletiyorsun!

meter la pata

kelimesi kelimesine: pençeyi sokmak

gaf yapmak, pot kırmak

🇹🇷 Türkçesi: pot kırmak / baltayı taşa vurmak

Metí la pata: le pregunté por su ex delante de su novia.

Pot kırdım: sevgilisinin yanında eski sevgilisini sordum.

estar hasta las narices

kelimesi kelimesine: burunlara kadar dolu olmak

bıkmak, gına gelmek

🇹🇷 Türkçesi: burnundan gelmek / gına gelmek

Estoy hasta las narices del tráfico de esta ciudad.

Bu şehrin trafiğinden gına geldi.

hacer algo al pie de la letra

kelimesi kelimesine: harfin dibinde yapmak

harfiyen uygulamak

🇹🇷 Türkçesi: harfi harfine yapmak

Siguió la receta al pie de la letra y salió perfecta.

Tarifi harfi harfine uyguladı ve mükemmel oldu.

echar una mano

kelimesi kelimesine: bir el atmak

yardım etmek

🇹🇷 Türkçesi: el atmak / elinden tutmak

¿Me echas una mano con la mudanza?

Taşınmada bana el atar mısın?

dormir a pierna suelta

kelimesi kelimesine: bacağı salıvermiş uyumak

deliksiz, mışıl mışıl uyumak

🇹🇷 Türkçesi: kütük gibi uyumak

Después del viaje dormí a pierna suelta diez horas.

Yolculuktan sonra on saat kütük gibi uyudum.

🌈 Renkler ve Doğayla İlgili Deyimler

ponerse rojo

kelimesi kelimesine: kırmızıya dönmek

utanmak, kızarmak

🇹🇷 Türkçesi: yüzü kızarmak

Se puso rojo cuando todos lo miraron.

Herkes ona bakınca yüzü kızardı.

verlo todo de color de rosa

kelimesi kelimesine: her şeyi pembe renkte görmek

aşırı iyimser olmak

🇹🇷 Türkçesi: pembe gözlükle bakmak

Está enamorada y lo ve todo de color de rosa.

Âşık; her şeye pembe gözlükle bakıyor.

quedarse en blanco

kelimesi kelimesine: beyazda kalmak

aklı durmak, hiçbir şey hatırlayamamak

🇹🇷 Türkçesi: kafası boşalmak / dili tutulmak

En el examen me quedé en blanco.

Sınavda kafam bomboş oldu.

el príncipe azul

kelimesi kelimesine: mavi prens

hayallerdeki erkek

🇹🇷 Türkçesi: beyaz atlı prens

Sigue esperando a su príncipe azul.

Hâlâ beyaz atlı prensini bekliyor.

estar en las nubes

kelimesi kelimesine: bulutlarda olmak

dalgın olmak, aklı başka yerde olmak

🇹🇷 Türkçesi: aklı bir karış havada olmak

¡Presta atención! Siempre estás en las nubes.

Dikkat et! Aklın hep bir karış havada.

llover a cántaros

kelimesi kelimesine: testilerle yağmak

bardaktan boşanırcasına yağmak

🇹🇷 Türkçesi: bardaktan boşanırcasına yağmak

No salgas ahora: está lloviendo a cántaros.

Şimdi çıkma: bardaktan boşanırcasına yağıyor.

pedir la luna

kelimesi kelimesine: ayı istemek

imkânsız şeyler istemek

🇹🇷 Türkçesi: gökten yıldız istemek

Quiere un piso céntrico, barato y con vistas: pide la luna.

Merkezi, ucuz ve manzaralı daire istiyor: gökten yıldız istiyor.

ser un sol

kelimesi kelimesine: güneş olmak

çok iyi/tatlı biri olmak

🇹🇷 Türkçesi: melek gibi olmak

Gracias por ayudarme, ¡eres un sol!

Yardımın için sağ ol, meleksin!

🗓️ Günlük Hayat Deyimleri

no pasa nada

kelimesi kelimesine: hiçbir şey olmuyor

sorun değil, boş ver

🇹🇷 Türkçesi: sorun yok / boş ver

—Perdona el retraso. —No pasa nada.

—Geciktiğim için özür dilerim. —Sorun değil.

dar en el clavo

kelimesi kelimesine: çiviye vurmak

tam isabet ettirmek

🇹🇷 Türkçesi: tam üstüne basmak / on ikiden vurmak

Con ese regalo diste en el clavo.

O hediyeyle tam on ikiden vurdun.

estar entre la espada y la pared

kelimesi kelimesine: kılıç ile duvar arasında olmak

iki zor seçenek arasında sıkışmak

🇹🇷 Türkçesi: iki arada bir derede kalmak

Estoy entre la espada y la pared: mi jefe o mi familia.

İki arada bir deredeyim: patronum ya da ailem.

matar el tiempo

kelimesi kelimesine: zamanı öldürmek

vakit geçirmek

🇹🇷 Türkçesi: zaman öldürmek

Jugaba con el móvil para matar el tiempo.

Zaman öldürmek için telefonla oynuyordum.

de tal palo, tal astilla

kelimesi kelimesine: hangi sopadansa öyle kıymık

çocuk ebeveynine çeker

🇹🇷 Türkçesi: armut dibine düşer

Su hijo también es músico: de tal palo, tal astilla.

Oğlu da müzisyen: armut dibine düşer.

más vale tarde que nunca

kelimesi kelimesine: geç, hiç yoktan iyidir

geç kalmak hiç yapmamaktan iyidir

🇹🇷 Türkçesi: geç olsun güç olmasın

Por fin aprendiste a nadar: más vale tarde que nunca.

Sonunda yüzmeyi öğrendin: geç olsun güç olmasın.

hablando del rey de Roma

kelimesi kelimesine: Roma kralından bahsederken

lafı geçen kişi çıkagelince söylenir

🇹🇷 Türkçesi: iyi insan lafının üstüne gelirmiş

Hablando del rey de Roma... ¡mira quién llega!

İyi insan lafının üstüne gelirmiş... bak kim geldi!

tirar la casa por la ventana

kelimesi kelimesine: evi pencereden atmak

har vurup harman savurmak, masraftan kaçınmamak

🇹🇷 Türkçesi: har vurup harman savurmak

En la boda tiraron la casa por la ventana.

Düğünde har vurup harman savurdular.

💰 Para ve İşle İlgili Deyimler

apretarse el cinturón

kelimesi kelimesine: kemeri sıkmak

masrafları kısmak, tasarruf etmek

🇹🇷 Türkçesi: kemer sıkmak

Este mes hay que apretarse el cinturón: gastamos demasiado.

Bu ay kemerleri sıkmak lazım: çok harcadık.

estar sin blanca

kelimesi kelimesine: beyazsız (parasız) olmak

hiç parası olmamak

🇹🇷 Türkçesi: beş parasız olmak / meteliğe kurşun atmak

No puedo ir al cine, estoy sin blanca hasta el viernes.

Sinemaya gelemem, cumaya kadar beş parasızım.

estar forrado

kelimesi kelimesine: kaplanmış (astarlanmış) olmak

çok zengin olmak

🇹🇷 Türkçesi: para babası olmak / para içinde yüzmek

Su tío está forrado: tiene tres casas en la playa.

Amcası para içinde yüzüyor: sahilde üç evi var.

costar un riñón

kelimesi kelimesine: bir böbreğe mal olmak

çok pahalı olmak

🇹🇷 Türkçesi: ateş pahası olmak

La reparación del coche me costó un riñón.

Arabanın tamiri bana ateş pahasına mal oldu.

trabajar como un burro

kelimesi kelimesine: eşek gibi çalışmak

çok yorucu şekilde, durmadan çalışmak

🇹🇷 Türkçesi: eşek gibi çalışmak

Trabajó como un burro todo el verano para pagarse los estudios.

Okul masraflarını ödemek için bütün yaz eşek gibi çalıştı.

ganarse el pan

kelimesi kelimesine: ekmeğini kazanmak

geçimini sağlamak için çalışmak

🇹🇷 Türkçesi: ekmek parası kazanmak / ekmeğini taştan çıkarmak

Se gana el pan vendiendo fruta en el mercado.

Ekmek parasını pazarda meyve satarak kazanıyor.

no dar palo al agua

kelimesi kelimesine: suya sopa vurmamak

hiç çalışmamak, tembellik etmek

🇹🇷 Türkçesi: kılını kıpırdatmamak

Su hermano no da palo al agua: se pasa el día en el sofá.

Kardeşi kılını kıpırdatmıyor: bütün gün koltukta yatıyor.

tirar el dinero

kelimesi kelimesine: parayı atmak

parayı boşa harcamak

🇹🇷 Türkçesi: parayı sokağa atmak

Comprar esa marca tan cara es tirar el dinero.

O kadar pahalı markayı almak parayı sokağa atmaktır.

hacer su agosto

kelimesi kelimesine: ağustosunu yapmak

kısa sürede iyi para kazanmak, fırsatı değerlendirmek

🇹🇷 Türkçesi: voliyi vurmak / köşeyi dönmek

Con la ola de calor, las heladerías hicieron su agosto.

Sıcak hava dalgasıyla dondurmacılar voliyi vurdu.

estar montado en el dólar

kelimesi kelimesine: dolara binmiş olmak

maddi durumu çok iyi olmak

🇹🇷 Türkçesi: köşeyi dönmüş olmak

Desde que vendió su empresa, está montado en el dólar.

Şirketini sattığından beri köşeyi dönmüş durumda.

Zamanla İlgili Deyimler

el tiempo es oro

kelimesi kelimesine: zaman altındır

zaman çok değerlidir, boşa harcanmamalı

🇹🇷 Türkçesi: vakit nakittir

No lo pienses más y decide: el tiempo es oro.

Daha fazla düşünme ve karar ver: vakit nakittir.

en un abrir y cerrar de ojos

kelimesi kelimesine: bir göz açıp kapamada

çok kısa sürede, aniden

🇹🇷 Türkçesi: göz açıp kapayıncaya kadar

El mago desapareció en un abrir y cerrar de ojos.

Sihirbaz göz açıp kapayıncaya kadar kayboldu.

de la noche a la mañana

kelimesi kelimesine: geceden sabaha

bir anda, çok kısa sürede (değişmek)

🇹🇷 Türkçesi: bir gecede / birdenbire

Se hizo famoso de la noche a la mañana con un solo vídeo.

Tek bir videoyla bir gecede ünlü oldu.

a quien madruga, Dios le ayuda

kelimesi kelimesine: erken kalkana Tanrı yardım eder

erken davranan avantaj elde eder

🇹🇷 Türkçesi: erken kalkan yol alır

Salí a las seis y encontré sitio: a quien madruga, Dios le ayuda.

Altıda çıktım ve yer buldum: erken kalkan yol alır.

no dejes para mañana lo que puedas hacer hoy

kelimesi kelimesine: bugün yapabileceğini yarına bırakma

işleri ertelememek gerekir

🇹🇷 Türkçesi: bugünün işini yarına bırakma

Termina el informe ahora: no dejes para mañana lo que puedas hacer hoy.

Raporu şimdi bitir: bugünün işini yarına bırakma.

cada dos por tres

kelimesi kelimesine: her iki de üçte

çok sık, ikide bir

🇹🇷 Türkçesi: ikide bir

El ascensor se estropea cada dos por tres.

Asansör ikide bir bozuluyor.

de sol a sol

kelimesi kelimesine: güneşten güneşe

sabahtan akşama kadar, gün boyu

🇹🇷 Türkçesi: sabahtan akşama kadar

En la cosecha trabajan de sol a sol.

Hasat zamanı sabahtan akşama kadar çalışıyorlar.

a última hora

kelimesi kelimesine: son saatte

son anda, en geç vakitte

🇹🇷 Türkçesi: son dakikada

Siempre estudia a última hora, la noche antes del examen.

Hep son dakikada, sınavdan önceki gece çalışıyor.

de vez en cuando

kelimesi kelimesine: zamandan zamana

ara sıra, bazen

🇹🇷 Türkçesi: arada sırada

De vez en cuando cenamos fuera para celebrar algo.

Arada sırada bir şeyi kutlamak için dışarıda yemek yiyoruz.

año nuevo, vida nueva

kelimesi kelimesine: yeni yıl, yeni hayat

yeni bir dönem yeni başlangıçlar getirir

🇹🇷 Türkçesi: yeni yıl, yeni hayat

Dejaré de fumar en enero: año nuevo, vida nueva.

Ocakta sigarayı bırakacağım: yeni yıl, yeni hayat.

🗣️ Konuşmayı Süsleyen Kalıplar

ir al grano

kelimesi kelimesine: taneye gitmek

lafı dolandırmadan asıl konuya girmek

🇹🇷 Türkçesi: sadede gelmek

No tenemos mucho tiempo, así que ve al grano.

Fazla vaktimiz yok, o yüzden sadede gel.

hablar por los codos

kelimesi kelimesine: dirseklerden konuşmak

çok fazla konuşmak

🇹🇷 Türkçesi: çenesi düşük olmak

Mi vecina habla por los codos: media hora para contar una cosa.

Komşumun çenesi çok düşük: bir şeyi anlatması yarım saat sürüyor.

irse por las ramas

kelimesi kelimesine: dallara gitmek

konudan sapmak, lafı uzatmak

🇹🇷 Türkçesi: lafı dolandırmak

Responde a la pregunta y no te vayas por las ramas.

Soruya cevap ver, lafı dolandırma.

ser todo oídos

kelimesi kelimesine: tamamen kulak olmak

dikkatle dinlemeye hazır olmak

🇹🇷 Türkçesi: kulak kesilmek

Cuéntame lo que pasó, soy todo oídos.

Olanları anlat, kulak kesildim.

las paredes oyen

kelimesi kelimesine: duvarların kulağı var

gizli konuşmaların duyulabileceği uyarısı

🇹🇷 Türkçesi: yerin kulağı var

Habla más bajo, que las paredes oyen.

Daha alçak sesle konuş, yerin kulağı var.

estar en boca de todos

kelimesi kelimesine: herkesin ağzında olmak

herkes tarafından konuşulmak

🇹🇷 Türkçesi: dillere düşmek / dilden dile dolaşmak

Después del escándalo, el actor está en boca de todos.

Skandaldan sonra aktör dillere düştü.

echar leña al fuego

kelimesi kelimesine: ateşe odun atmak

tartışmayı daha da alevlendirmek

🇹🇷 Türkçesi: ateşe körükle gitmek

No eches leña al fuego; ya están bastante enfadados.

Ateşe körükle gitme; zaten yeterince kızgınlar.

dar la lata

kelimesi kelimesine: teneke vermek

sürekli konuşup rahatsız etmek, başının etini yemek

🇹🇷 Türkçesi: kafa ütülemek / başının etini yemek

Los niños llevan toda la tarde dando la lata con el parque.

Çocuklar bütün öğleden sonra park diye kafa ütülüyor.

decir algo con la boca pequeña

kelimesi kelimesine: bir şeyi küçük ağızla söylemek

isteksizce, inanmadan söylemek

🇹🇷 Türkçesi: ağzının ucuyla söylemek

Me felicitó, pero con la boca pequeña.

Beni tebrik etti ama ağzının ucuyla.

a palabras necias, oídos sordos

kelimesi kelimesine: aptalca sözlere sağır kulaklar

saçma eleştirilere aldırış etmemek gerekir

🇹🇷 Türkçesi: it ürür kervan yürür

No le hagas caso a sus críticas: a palabras necias, oídos sordos.

Eleştirilerini takma: it ürür kervan yürür.

💘 Aşk ve İlişki Deyimleri

ser uña y carne

kelimesi kelimesine: tırnak ve et olmak

çok yakın, ayrılmaz olmak

🇹🇷 Türkçesi: etle tırnak gibi olmak

Marta y Lucía son uña y carne desde el colegio.

Marta ile Lucía okuldan beri etle tırnak gibiler.

la media naranja

kelimesi kelimesine: yarım portakal

hayat arkadaşı, ruh eşi

🇹🇷 Türkçesi: öteki yarısı / ruh eşi

Después de tantos años, por fin encontró a su media naranja.

Bunca yıldan sonra sonunda ruh eşini buldu.

amor a primera vista

kelimesi kelimesine: ilk bakışta aşk

ilk karşılaşmada âşık olmak

🇹🇷 Türkçesi: ilk görüşte aşk

Lo suyo fue amor a primera vista en aquella fiesta.

Onlarınki o partide ilk görüşte aşktı.

estar colado por alguien

kelimesi kelimesine: birinden içeri süzülmüş olmak

birine sırılsıklam âşık olmak

🇹🇷 Türkçesi: abayı yakmak

Está colado por su compañera de clase, pero no se atreve a hablarle.

Sınıf arkadaşına abayı yakmış ama onunla konuşmaya cesaret edemiyor.

tener un flechazo

kelimesi kelimesine: ok darbesi almak

aniden âşık olmak

🇹🇷 Türkçesi: yıldırım aşkına tutulmak

Tuvieron un flechazo y a los seis meses se casaron.

Yıldırım aşkına tutuldular ve altı ay sonra evlendiler.

pedir la mano

kelimesi kelimesine: elini istemek

evlenme teklif etmek

🇹🇷 Türkçesi: kız istemek / elini istemek

Este fin de semana va a pedir la mano de su novia.

Bu hafta sonu sevgilisini istemeye gidecek.

poner los cuernos

kelimesi kelimesine: boynuz takmak

eşini/sevgilisini aldatmak

🇹🇷 Türkçesi: boynuzlamak

Rompieron porque él le puso los cuernos.

Erkek onu aldattığı için ayrıldılar.

romper el corazón

kelimesi kelimesine: kalbi kırmak

birini aşk acısıyla derinden üzmek

🇹🇷 Türkçesi: kalbini kırmak / kalbini paramparça etmek

Cuando se fue sin despedirse, le rompió el corazón.

Veda etmeden gidince onun kalbini paramparça etti.

el amor es ciego

kelimesi kelimesine: aşk kördür

âşık olan kusurları görmez

🇹🇷 Türkçesi: aşkın gözü kördür

No entiendo qué ve en él, pero el amor es ciego.

Onda ne buluyor anlamıyorum ama aşkın gözü kördür.

ojos que no ven, corazón que no siente

kelimesi kelimesine: görmeyen gözler, hissetmeyen kalp

insan görmediği şeye üzülmez

🇹🇷 Türkçesi: gözden ırak olan gönülden de ırak olur

Desde que se mudó ya no piensa en ella: ojos que no ven, corazón que no siente.

Taşındığından beri onu düşünmüyor: gözden ırak olan gönülden de ırak olur.

🦉 Akıl ve Bilgelik Atasözleri

más vale pájaro en mano que ciento volando

kelimesi kelimesine: eldeki kuş, uçan yüz kuştan iyidir

eldekiyle yetinmek belirsiz büyük hayallerden iyidir

🇹🇷 Türkçesi: eldeki serçe damdaki güvercinden iyidir

Acepta esa oferta de trabajo: más vale pájaro en mano que ciento volando.

O iş teklifini kabul et: eldeki serçe damdaki güvercinden iyidir.

no es oro todo lo que reluce

kelimesi kelimesine: parlayan her şey altın değildir

görünüş aldatıcı olabilir

🇹🇷 Türkçesi: parlayan her şey altın değildir

Ese trabajo parece perfecto, pero no es oro todo lo que reluce.

O iş mükemmel görünüyor ama parlayan her şey altın değildir.

en boca cerrada no entran moscas

kelimesi kelimesine: kapalı ağza sinek girmez

susmak insanı beladan korur

🇹🇷 Türkçesi: söz gümüşse sükût altındır

Prefiero no opinar: en boca cerrada no entran moscas.

Fikir belirtmemeyi tercih ederim: söz gümüşse sükût altındır.

quien mucho abarca, poco aprieta

kelimesi kelimesine: çok kucaklayan az sıkar

aynı anda çok iş üstlenen hiçbirini iyi yapamaz

🇹🇷 Türkçesi: bir koltuğa iki karpuz sığmaz

Estudia dos carreras y trabaja: quien mucho abarca, poco aprieta.

İki bölüm okuyup bir de çalışıyor: bir koltuğa iki karpuz sığmaz.

perro ladrador, poco mordedor

kelimesi kelimesine: havlayan köpek az ısırır

çok tehdit savuran genelde zarar vermez

🇹🇷 Türkçesi: havlayan köpek ısırmaz

No le tengas miedo al jefe: perro ladrador, poco mordedor.

Patrondan korkma: havlayan köpek ısırmaz.

ojo por ojo, diente por diente

kelimesi kelimesine: göze göz, dişe diş

kötülüğe aynı şekilde karşılık vermek

🇹🇷 Türkçesi: göze göz, dişe diş

Le contestó con la misma dureza: ojo por ojo, diente por diente.

Ona aynı sertlikle cevap verdi: göze göz, dişe diş.

dime con quién andas y te diré quién eres

kelimesi kelimesine: bana kiminle gezdiğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim

insan arkadaşlarından tanınır

🇹🇷 Türkçesi: bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim

Sus amigos son muy trabajadores; dime con quién andas y te diré quién eres.

Arkadaşları çok çalışkan; bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.

la práctica hace al maestro

kelimesi kelimesine: pratik ustayı yapar

bir iş tekrarlandıkça ustalaşılır

🇹🇷 Türkçesi: işleyen demir ışıldar

Sigue tocando el piano cada día: la práctica hace al maestro.

Her gün piyano çalmaya devam et: işleyen demir ışıldar.

querer es poder

kelimesi kelimesine: istemek yapabilmektir

gerçekten isteyen başarır

🇹🇷 Türkçesi: istemek başarmanın yarısıdır

Aprendió español en un año: querer es poder.

Bir yılda İspanyolca öğrendi: istemek başarmanın yarısıdır.

el saber no ocupa lugar

kelimesi kelimesine: bilgi yer kaplamaz

öğrenmenin zararı olmaz, her bilgi işe yarar

🇹🇷 Türkçesi: bilgi yük olmaz

Apúntate también al curso de francés: el saber no ocupa lugar.

Fransızca kursuna da yazıl: bilgi yük olmaz.

🍀 Şans ve Kaderle İlgili Deyimler

tocar madera

kelimesi kelimesine: tahtaya dokunmak

kötü şansı uzaklaştırmak için söylenir

🇹🇷 Türkçesi: tahtaya vurmak

Nunca he tenido un accidente, ¡toco madera!

Hiç kaza yapmadım, tahtaya vurayım!

tener mala pata

kelimesi kelimesine: kötü pençeye sahip olmak

şanssız olmak

🇹🇷 Türkçesi: şansı yaver gitmemek / talihsiz olmak

Qué mala pata: llegué a la estación y el tren acababa de salir.

Ne şanssızlık: istasyona vardım, tren daha yeni kalkmıştı.

cruzar los dedos

kelimesi kelimesine: parmakları çaprazlamak

şans dilemek, iyi sonuç ummak

🇹🇷 Türkçesi: dua etmek / şans dilemek

Mañana tengo la entrevista; cruza los dedos por mí.

Yarın mülakatım var; benim için şans dile.

nacer con estrella

kelimesi kelimesine: yıldızla doğmak

doğuştan şanslı olmak

🇹🇷 Türkçesi: şanslı yıldızı olmak / dört ayak üstüne düşmek

Todo le sale bien; ese chico nació con estrella.

Her işi rast gidiyor; o çocuğun şanslı yıldızı var.

no hay mal que por bien no venga

kelimesi kelimesine: iyilik getirmeyen kötülük yoktur

her olumsuzluğun olumlu bir yanı vardır

🇹🇷 Türkçesi: her işte bir hayır vardır

Perdí ese trabajo, pero encontré uno mejor: no hay mal que por bien no venga.

O işi kaybettim ama daha iyisini buldum: her işte bir hayır vardır.

la suerte está echada

kelimesi kelimesine: şans atılmıştır

artık geri dönüş yok, sonuç kaderin elinde

🇹🇷 Türkçesi: ok yaydan çıktı

Ya entregué el examen; la suerte está echada.

Sınavı teslim ettim; ok yaydan çıktı.

tocarle la lotería a alguien

kelimesi kelimesine: birine piyango dokunmak

büyük bir şans yakalamak

🇹🇷 Türkçesi: piyango vurmak / başına talih kuşu konmak

Con ese piso tan barato, te ha tocado la lotería.

O kadar ucuz bir daireyle başına talih kuşu kondu.

ser gafe

kelimesi kelimesine: uğursuz olmak

sürekli kötü şans getirmek

🇹🇷 Türkçesi: ayağı uğursuz olmak

Cada vez que viene, se estropea algo: es un gafe.

Ne zaman gelse bir şey bozuluyor: ayağı uğursuz.

a lo hecho, pecho

kelimesi kelimesine: yapılmış olana, göğüs

olan olmuştur, sonuçlarına katlanmak gerekir

🇹🇷 Türkçesi: olan oldu, geçmişe mazi derler

Ya no puedes cambiar tu decisión: a lo hecho, pecho.

Kararını artık değiştiremezsin: olan oldu, sonucuna katlanacaksın.

salir el tiro por la culata

kelimesi kelimesine: kurşunun dipçikten çıkması

planın tam tersi sonuç vermesi

🇹🇷 Türkçesi: ters tepmek

Quiso darle celos, pero le salió el tiro por la culata.

Onu kıskandırmak istedi ama plan ters tepti.

© 2026 Hola Türkçe — Tüm hakları saklıdır. Bu sayfadaki ders anlatımı, örnek cümleler, çeviriler ve sorular özgün eserdir; 5846 sayılı FSEK ile korunmaktadır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması veya başka mecralarda yayımlanması yasaktır ve tespit edildiğinde hukuki/cezai yollara başvurulur. Telif hakkı bildirimi →