¡H!Hola Türkçe
🔍

Tuzak Kelimeler ve Sık Hatalar 🎭

"Estoy embarazada" dediğinde "utandım" değil "hamileyim" demiş olursun. Bu sayfada İngilizce ve Türkçe üzerinden yanıltan yalancı eşdeğerleri, birbirine karışan İspanyolca kelimeleri ve Türkçe düşünmekten doğan yapısal hataları topladık — hepsi örnekli.

embarazada

İng. embarrassed (utanmış) sanılır ama aslında hamile

O anlamı kastediyorsan: avergonzado, avergonzada

Mi hermana está embarazada de cinco meses.Kız kardeşim beş aylık hamile.

actualmente

İng. actually (aslında) sanılır ama aslında şu anda, günümüzde

O anlamı kastediyorsan: en realidad

Actualmente vivo en Madrid.Şu anda Madrid'de yaşıyorum.

asistir

İng. assist (yardım etmek) sanılır ama aslında katılmak, hazır bulunmak

O anlamı kastediyorsan: ayudar

Ayer asistí a una conferencia muy interesante.Dün çok ilginç bir konferansa katıldım.

constipado

İng. constipated (kabız) sanılır ama aslında nezle olmuş

O anlamı kastediyorsan: estreñido

Estoy constipado, no paro de estornudar.Nezleyim, hapşırmam durmuyor.

éxito

İng. exit (çıkış) sanılır ama aslında başarı

O anlamı kastediyorsan: salida

La película fue un gran éxito.Film büyük bir başarıydı.

realizar

İng. realize (fark etmek) sanılır ama aslında gerçekleştirmek, yapmak

O anlamı kastediyorsan: darse cuenta (de)

La empresa realizó el proyecto en dos meses.Şirket projeyi iki ayda gerçekleştirdi.

sensible

İng. sensible (mantıklı) sanılır ama aslında hassas, duyarlı

O anlamı kastediyorsan: sensato

Es una persona muy sensible; llora con las películas.Çok hassas biri; filmlerde ağlıyor.

carpeta

İng. carpet (halı) sanılır ama aslında dosya, klasör

O anlamı kastediyorsan: alfombra

Guarda los documentos en esta carpeta.Belgeleri bu klasöre koy.

fábrica

İng. fabric (kumaş) sanılır ama aslında fabrika

O anlamı kastediyorsan: tela

Mi padre trabaja en una fábrica de coches.Babam bir araba fabrikasında çalışıyor.

librería

İng. library (kütüphane) sanılır ama aslında kitapçı

O anlamı kastediyorsan: biblioteca

Compré este libro en la librería del centro.Bu kitabı merkezdeki kitapçıdan aldım.

molestar

İng. molest (tacizde bulunmak) sanılır ama aslında rahatsız etmek

O anlamı kastediyorsan: acosar

Perdona, ¿te molesta la música?Pardon, müzik seni rahatsız ediyor mu?

pretender

İng. pretend (numara yapmak) sanılır ama aslında amaçlamak, -meye çalışmak

O anlamı kastediyorsan: fingir

Pretendo terminar la carrera este año.Bu yıl üniversiteyi bitirmeyi amaçlıyorum.

recordar

İng. record (kaydetmek) sanılır ama aslında hatırlamak

O anlamı kastediyorsan: grabar

No recuerdo su nombre.Adını hatırlamıyorum.

soportar

İng. support (desteklemek) sanılır ama aslında katlanmak, dayanmak

O anlamı kastediyorsan: apoyar

No soporto el ruido del tráfico.Trafik gürültüsüne katlanamıyorum.

campo

İng. camp (kamp) sanılır ama aslında kır, tarla; alan/saha

O anlamı kastediyorsan: campamento

Los fines de semana vamos al campo.Hafta sonları kıra gidiyoruz.

ropa

İng. rope (halat) sanılır ama aslında giysi, kıyafet

O anlamı kastediyorsan: cuerda

Tengo que lavar la ropa.Çamaşırları yıkamam gerekiyor.

lectura

İng. lecture (konferans, ders) sanılır ama aslında okuma

O anlamı kastediyorsan: conferencia, charla

La lectura es mi pasatiempo favorito.Okumak en sevdiğim hobim.

colegio

İng. college (üniversite) sanılır ama aslında okul (ilk ve ortaöğretim)

O anlamı kastediyorsan: universidad

Los niños van al colegio a las ocho.Çocuklar saat sekizde okula gidiyor.

largo

İng. large (büyük) sanılır ama aslında uzun

O anlamı kastediyorsan: grande

Es un viaje muy largo.Çok uzun bir yolculuk.

nudo

İng. nude (çıplak) sanılır ama aslında düğüm

O anlamı kastediyorsan: desnudo

No puedo deshacer este nudo.Bu düğümü çözemiyorum.

once

İng. once (bir kez) sanılır ama aslında on bir (11)

O anlamı kastediyorsan: una vez

El tren sale a las once.Tren saat on birde kalkıyor.

pariente

İng. parent (ebeveyn) sanılır ama aslında akraba

O anlamı kastediyorsan: padre, madre (los padres)

Tengo parientes en Argentina.Arjantin'de akrabalarım var.

quitar

İng. quit (bırakmak) sanılır ama aslında çıkarmak, almak, kaldırmak

O anlamı kastediyorsan: dejar, abandonar

Quítate los zapatos, por favor.Lütfen ayakkabılarını çıkar.

red

İng. red (kırmızı) sanılır ama aslında ağ (internet ağı, balık ağı)

O anlamı kastediyorsan: rojo

No funciona la red wifi.Wifi ağı çalışmıyor.

suceso

İng. success (başarı) sanılır ama aslında olay, hadise

O anlamı kastediyorsan: éxito

El periódico informó sobre el suceso.Gazete olayı haber yaptı.

tuna

İng. tuna (ton balığı) sanılır ama aslında dikenli incir; üniversite müzik topluluğu

O anlamı kastediyorsan: atún

En México comen tunas con limón.Meksika'da dikenli inciri limonla yerler.

vaso

İng. vase (vazo) sanılır ama aslında bardak

O anlamı kastediyorsan: jarrón, florero

¿Me das un vaso de agua?Bana bir bardak su verir misin?

hasta

Tr. hasta sanılır ama aslında -e kadar

O anlamı kastediyorsan: enfermo, enferma

Trabajo hasta las seis.Saat altıya kadar çalışıyorum.

sopa

Tr. sopa sanılır ama aslında çorba

O anlamı kastediyorsan: palo

De primero quiero sopa de pollo.Başlangıç olarak tavuk çorbası istiyorum.

casa

Tr. kaza sanılır ama aslında ev

O anlamı kastediyorsan: accidente

Mi casa está cerca del mar.Evim denize yakın.

pasta

Tr. pasta sanılır ama aslında makarna; (argo) para

O anlamı kastediyorsan: tarta, pastel

Hoy he comido pasta con tomate.Bugün domatesli makarna yedim.

cola

Tr. kola sanılır ama aslında kuyruk; sıra; yapıştırıcı

O anlamı kastediyorsan: refresco de cola

Hay mucha cola en el banco.Bankada uzun bir sıra var.

tabaco

Tr. tabak sanılır ama aslında tütün

O anlamı kastediyorsan: plato

El tabaco es malo para la salud.Tütün sağlığa zararlıdır.

roca

Tr. roka sanılır ama aslında kaya

O anlamı kastediyorsan: rúcula

El castillo está construido sobre una roca.Kale bir kayanın üzerine inşa edilmiş.

su

Tr. su sanılır ama aslında onun (iyelik sıfatı)

O anlamı kastediyorsan: agua

Su coche es nuevo.Onun arabası yeni.

ama

Tr. ama (fakat) sanılır ama aslında seviyor ('amar' fiilinin o çekimi)

O anlamı kastediyorsan: pero

Ella ama a sus hijos.O, çocuklarını seviyor.

dolor

Tr. dolar sanılır ama aslında ağrı, acı

O anlamı kastediyorsan: dólar

Tengo dolor de cabeza.Baş ağrım var.

manzana

Tr. manzara sanılır ama aslında elma; (şehirde) blok

O anlamı kastediyorsan: vista, paisaje

Como una manzana cada mañana.Her sabah bir elma yiyorum.

burro

Tr. büro sanılır ama aslında eşek

O anlamı kastediyorsan: oficina

El burro lleva las bolsas al pueblo.Eşek çantaları köye taşıyor.

caro

Tr. kâr sanılır ama aslında pahalı

O anlamı kastediyorsan: ganancia, beneficio

Este restaurante es muy caro.Bu restoran çok pahalı.

pero

İsp. perro (köpek) sanılır ama aslında ama, fakat

O anlamı kastediyorsan: perro

Quiero ir, pero no tengo tiempo.Gitmek istiyorum ama vaktim yok.

hambre

İsp. hombre (adam) sanılır ama aslında açlık

O anlamı kastediyorsan: hombre

Tengo mucha hambre, ¿comemos algo?Çok açım, bir şeyler yiyelim mi?

ano

İsp. año (yıl) sanılır ama aslında anüs (dikkat: ñ harfi atlanınca anlam tamamen değişir)

O anlamı kastediyorsan: año

Tengo 25 años, ¡con eñe! 'Anos' significa otra cosa.25 yaşındayım — mutlaka ñ ile! 'Anos' bambaşka bir anlama gelir.

cazar

İsp. casar(se) (evlenmek) sanılır ama aslında avlamak, avlanmak

O anlamı kastediyorsan: casarse

En otoño van a cazar al bosque.Sonbaharda ormana avlanmaya giderler.

cabello

İsp. caballo (at) sanılır ama aslında saç

O anlamı kastediyorsan: caballo

Tiene el cabello largo y negro.Uzun siyah saçları var.

papa

İsp. papá (baba) sanılır ama aslında patates; (büyük harfle) Papa

O anlamı kastediyorsan: papá

En América Latina dicen 'papa', en España 'patata'.Latin Amerika'da 'papa', İspanya'da 'patata' denir.

ola

İsp. hola (merhaba) sanılır ama aslında dalga

O anlamı kastediyorsan: hola

Las olas del mar son enormes hoy.Bugün denizin dalgaları kocaman.

cuadro

İsp. cuatro (dört) sanılır ama aslında tablo, resim

O anlamı kastediyorsan: cuatro

Hay un cuadro de Picasso en el museo.Müzede bir Picasso tablosu var.

jabón

İsp. jamón (jambon) sanılır ama aslında sabun

O anlamı kastediyorsan: jamón

Lávate las manos con jabón.Ellerini sabunla yıka.

casado

İsp. cansado (yorgun) sanılır ama aslında evli

O anlamı kastediyorsan: cansado

Está casado y tiene dos hijos.Evli ve iki çocuğu var.

© 2026 Hola Türkçe — Tüm hakları saklıdır. Bu sayfadaki ders anlatımı, örnek cümleler, çeviriler ve sorular özgün eserdir; 5846 sayılı FSEK ile korunmaktadır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması veya başka mecralarda yayımlanması yasaktır ve tespit edildiğinde hukuki/cezai yollara başvurulur. Telif hakkı bildirimi →