711: Cebelitarık'tan Başlayan Sekiz Asır
711 yılında Tarık bin Ziyad komutasındaki ordu, Kuzey Afrika'dan İber Yarımadası'na geçti. Çıkarma yapılan kayalık, bugün hâlâ komutanın adını taşır: Cebelitarık, yani Arapça Cebel-i Tārık (Tarık'ın Dağı), İspanyolca söylenişiyle Gibraltar. Birkaç yıl içinde yarımadanın büyük bölümü Müslüman yönetimine girdi ve bu topraklara El-Endülüs dendi.
El-Endülüs tek bir devlet değil, sekiz yüzyıla yayılan bir medeniyet dönemidir. Kurtuba (Córdoba) Emevi halifeliği döneminde Avrupa'nın en büyük ve en aydınlık şehirlerinden biri haline geldi; kütüphaneleri, hamamları ve sokak aydınlatmasıyla çağdaşı Avrupa kentlerinden çok ilerideydi. Bu uzun birliktelik boyunca Arapça, Latince kökenli yerel dillerle yüzyıllarca iç içe yaşadı ve iz bırakmaması imkânsızdı.
Al- ile Başlayan Kelimelerin Sırrı
İspanyolca sözlüklerde al- ile başlayan şaşırtıcı sayıda kelime vardır: almohada (yastık), alcalde (belediye başkanı), alfombra (halı), albañil (duvar ustası), alquiler (kira). Bunun sebebi Arapçanın belirlilik takısı olan al-'ın, kelimeyle birlikte İspanyolcaya yapışmış olmasıdır. İspanyollar az-zayt (zeytinyağı) ifadesini aceite diye tek kelime olarak aldı; kelimenin başındaki a- aslında o eski takının kalıntısıdır.
Dilbilimciler İspanyolcada Arapça kökenli yaklaşık dört bin kelime sayar; yer adları da eklenince bu iz daha da büyür. Tarım, mimarlık, matematik, astronomi ve zanaat alanlarında bu yoğunluk özellikle belirgindir, çünkü Endülüs bu alanlarda Avrupa'nın öğretmeniydi. Bir İspanyol bugün sabah aceite ile kızartma yapıp azúcar ile kahvesini tatlandırırken, farkında olmadan Arapça konuşur gibidir.
Ojalá: Bir Duanın Kelimeye Dönüşmesi
İspanyolcanın en sevilen kelimelerinden ojalá, 'umarım, inşallah' anlamına gelir ve doğrudan Endülüs Arapçasından gelir: kökeni law şā' Allāh, yani 'Allah dilerse' ifadesidir. Türkçedeki inşallah ile aynı duygunun, aynı dua kalıbının iki ayrı dildeki yankısıdır. Bir İspanyol Ojalá venga (umarım gelir) dediğinde, bir İstanbullunun 'İnşallah gelir' demesiyle neredeyse aynı cümleyi kurar.
Bu tür kalıplar, dilin kültürle nasıl yoğrulduğunu gösterir. İspanyolcada hasta (kadar) edatı bile Arapça ḥattā'dan gelir; yani dünyaca ünlü hasta la vista ifadesinin ilk kelimesi Arapça köklüdür. Türkçe konuşan bir öğrenci için bunlar birer ezber maddesi değil, tanıdık bir dünyanın işaretleridir: iki dil de aynı kaynaktan kelime içmiştir.
Türkçeyle Kesişen Kelimeler
Endülüs mirasının Türkçe konuşanlar için en keyifli yanı, ortak kelime hazinesidir. Arapça, hem İspanyolcaya hem Türkçeye yüzlerce kelime verdi; böylece iki dil, birbirinden habersiz aynı mirası paylaştı. Aceituna ile zeytin, azúcar ile şeker, jarabe ile şurup, alcalde ile kadı aynı Arapça köklerin iki ayrı kıyıya vurmuş halleridir.
Bu ortaklık bazen anlam kaymalarıyla tatlı sürprizler yapar. Arapça al-qāḍī (yargıç) Türkçede kadı olarak kalırken, İspanyolcada alcalde biçimini alıp 'belediye başkanı' anlamına kaydı. Al-wazīr (vezir) İspanyolcada alguacil olup mahkeme mübaşirine dönüştü. Kelimeler aynı limandan yola çıkıp farklı limanlarda farklı hayatlar kurmuş gemiler gibidir; öğrenci için bu hikâyeler, kelimeleri unutulmaz kılar.
Haritadaki İzler: Guadalquivir'den Elhamra'ya
Endülüs'ün izleri yalnızca sözlükte değil, İspanya haritasında da yaşar. Sevilla'nın içinden geçen büyük nehir Guadalquivir, Arapça el-wādī el-kebīr (büyük vadi/nehir) ifadesinin ta kendisidir. Guadalajara, wādī el-ḥicāra (taşlı vadi) demektir; guada- ile başlayan onlarca yer adı, Arapça 'vadi' kelimesinin damgasını taşır.
Granada'daki Elhamra Sarayı ise bu mirasın taçlandığı yerdir. Adı Arapça el-Ḥamrā', yani 'kırmızı olan' anlamına gelir; duvarlarının kızıl tonundan almıştır. Nasrî sultanlarının bu sarayı, 1492'de Katolik Krallara teslim edilen son Müslüman başkentin kalbiydi. Bugün Elhamra'yı gezen bir Türk ziyaretçi, duvar çinilerinde ve kemerlerinde İstanbul'dan tanıdığı bir estetiğin akrabasını bulur.
Öğrenci İçin Altın Madeni
İspanyolca öğrenen Türkçe konuşurlar için Endülüs mirası pratik bir avantajdır. Arapça kökenli ortak kelimeler, sözlük ezberini hazır kazanılmış bir sermayeye çevirir: azafrán gördüğünüzde safranı, almacén gördüğünüzde mahzeni duyarsınız. Bu bağlantıları bilen öğrenci, yeni kelimeyi boş bir zihne değil, tanıdık bir hikâyenin üzerine yerleştirir.
Aşağıdaki liste, bu altın madeninden seçilmiş örneklerle iki dilin ortak Arapça damarını gösteriyor. Her kelimeyi okurken kökünü de sesli düşünün; kelimenin yolculuğunu hayal etmek, hafızanın en güçlü tutkalıdır. Endülüs 1492'de siyaseten sona erdi ama sözlüklerde her gün yeniden yaşıyor.