1492: Bir Kapı Kapanır, Bir Kapı Açılır
1492 yılı İspanya tarihinin en dramatik yıllarından biridir. Granada'nın düşüşüyle Yarımada'daki son Müslüman emirliği sona ermiş, Kolomb Amerika'ya doğru yelken açmıştı. Aynı yıl Katolik Krallar Fernando ve Isabel, Elhamra Fermanı'nı imzaladı: İspanya'daki Yahudiler ya Hristiyanlığı kabul edecek ya da ülkeyi terk edecekti. On binlerce Sefarad Yahudisi, yüzyıllardır yaşadıkları toprakları birkaç ay içinde bırakmak zorunda kaldı.
Bu büyük göçün en önemli duraklarından biri Osmanlı İmparatorluğu oldu. Sultan II. Bayezid, sürgünlerin Osmanlı topraklarına kabul edilmesi için talimat verdi ve Sefaradlar İstanbul, Selanik, İzmir ve Edirne gibi liman kentlerine yerleşti. Rivayete göre Bayezid, İspanya kralı için 'Ülkesini fakirleştirip benim ülkemi zenginleştiren birine nasıl akıllı denir?' demiştir. Bu sözün birebir doğruluğu tartışılsa da, göçün Osmanlı şehirlerine matbaacılıktan dokumacılığa büyük bir bilgi birikimi taşıdığı kesindir.
Bavullarda Taşınan Dil
Sefaradlar yanlarında yalnızca eşyalarını değil, dillerini de getirdiler: 15. yüzyıl sonu İspanyolcası. Bu dil yeni vatanlarında kendi yolunu çizdi ve zamanla Ladino ya da bilimsel adıyla Judeo-Espanyol denilen ayrı bir kola dönüştü. İspanya'da dil hızla değişip modern İspanyolcaya evrilirken, Ladino birçok eski özelliği adeta buzdolabında saklar gibi korudu.
Bu yüzden dilbilimciler Ladino'yu 'yaşayan bir dil müzesi' olarak görür. Bugün bir İspanyol, Ladino konuşan biriyle karşılaştığında onu büyük ölçüde anlar; ama sanki Cervantes'in çağından gelen biriyle konuşuyormuş hissine kapılır. Beş yüz yıl boyunca İstanbul sokaklarında, Balat ve Galata'nın avlularında bu eski İspanyolca yaşamaya devam etti.
Ladino Modern İspanyolcadan Nasıl Farklı?
Ladino'nun en çarpıcı yanı, Orta Çağ İspanyolcasının seslerini korumasıdır. Modern İspanyolcada 'j' harfi gırtlaktan gelen sert bir sese dönüşmüşken, Ladino eski 'j' ve 'ş' seslerini korur: modern İspanyolca dije (dedim) Ladino'da dişe gibi söylenir. Kelime düzeyinde de eski biçimler yaşar: modern ahora (şimdi) yerine agora, nuestro (bizim) yerine muestro, donde (nerede) yerine ande denir.
Ladino ayrıca yaşadığı coğrafyalardan kelimeler emdi. İstanbul ve İzmir Ladinosunda Türkçe kelimeler, İbranice dualar ve Yunanca deyimler iç içedir; örneğin 'okumak' anlamındaki meldar fiili Yunanca kökenlidir. Yazımda da fark vardır: Ladino bugün genellikle fonetik yazılır; casa (ev) kelimesi kaza, quiero (istiyorum) kelimesi kero olarak yazılır. Bu, öğrenciler için şaşırtıcı ama mantıklı bir sistemdir: her harf tek bir sesi karşılar.
İstanbul, İzmir, Selanik: Ladino'nun Başkentleri
Osmanlı döneminde Ladino, imparatorluğun liman kentlerinde gündelik hayatın diliydi. Selanik o kadar büyük bir Sefarad nüfusuna sahipti ki 20. yüzyıl başında şehirde Ladino gazeteler, tiyatrolar ve okullar vardı; limanın cumartesi günleri yavaşladığı anlatılır. İstanbul'da Balat, Hasköy ve Kuzguncuk gibi semtler; İzmir'de Karataş, Sefarad kültürünün merkezleriydi.
Bu topluluklar yüzyıllar boyunca romansa denilen İspanyol baladlarını, atasözlerini ve yemek tariflerini kuşaktan kuşağa aktardı. Bir İstanbul Sefarad ailesinin mutfağından yükselen börek ve boyoz kokusu, İber Yarımadası'ndan taşınan tariflerin Anadolu malzemesiyle buluşmasının ürünüdür. İzmir'in meşhur boyozunun adı bile Ladino kökenlidir ve İspanyolca bollos (küçük çörekler) kelimesinin akrabasıdır.
Bugün Ladino: Tehlikede Ama Dirençli
Yirminci yüzyıl Ladino için ağır kayıplar getirdi. Selanik Sefarad toplumu Holokost'ta neredeyse tamamen yok edildi; Türkiye'de ise ulus-devlet döneminde genç kuşaklar eğitim ve iş hayatı için Türkçeye, ardından göçle İbranice ve Fransızcaya yöneldi. Bugün UNESCO, Ladino'yu ciddi tehlike altındaki diller listesinde sayar; akıcı konuşanların çoğu ileri yaştadır.
Yine de İstanbul, Ladino'nun dünyadaki en canlı merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Türkiye Yahudi toplumunun gazetesi Şalom, Ladino sayfa yayımlamayı sürdürür; 2005'ten beri çıkan El Amaneser ise dünyanın tamamı Ladino yayımlanan tek gazetesi olarak İstanbul'da basılır. Osmanlı-Türk Sefarad Kültürü Araştırma Merkezi kayıtlar, sözlük çalışmaları ve müzik projeleriyle dili belgelemekte; Ladino şarkılar söyleyen korolar yeni dinleyiciler bulmaktadır.
İspanyolca Öğrenene Ladino Ne Kazandırır?
Türkçe konuşan bir İspanyolca öğrencisi için Ladino, eşsiz bir köprüdür. Bir yandan modern İspanyolcanın tarihini gösterir: neden hijo kelimesinin eski biçiminin f'li olduğunu, dillerin nasıl değiştiğini somut örneklerle anlatır. Öte yandan bu dil, İstanbul ve İzmir'de, yani bize çok tanıdık sokaklarda konuşulmuştur; İspanyolca birdenbire uzak bir ülkenin değil, kendi şehrimizin tarihinin parçası oluverir.
Ladino şarkıları dinlemek, öğrenciler için hem kulak alıştırması hem kültür dersidir. Adio kerida gibi klasikleşmiş ezgilerde modern İspanyolcaya çok yakın ama tınısı farklı bir dil duyarsınız. Aşağıdaki küçük sözlük, Ladino ile modern İspanyolca arasındaki mesafeyi ve yakınlığı aynı anda gösteriyor: beş yüz yıl ayrı yaşamış iki kardeşin hâlâ birbirini anlaması gibi.